Proje başlangıçlarında yaptığımız hatalar vardır. Bunlardan bazıları ;

    • Fikir aşamasını atlayıp doğrudan detay çözümüne geçmek
    • Ürün fikri üzerine değil ürün detayı üzerine kurulu bir proje üretmek
    • Birden fazla ürün fikri üretip en iyisini seçmek yerine ilk ürün fikri üzerine projeyi oluşturmak
    • Oluşturduğumuz ürün fikri ile duygusal bağ kurup ondan kopamamak
    • Ürün fikri oluştururken aşırı strese girmek ve yeter artık bitsin şu proje deyip tutarsız bir ürün fikri üzerine gitmek.

Sağlıklı bir proje oluşturabilmek için tasarımcının en az 5 ürün fikrini işin başında ortaya koyup bunlardan en tutarlı olanını seçmesi gerekir.

Ürün fikri geliştirme süreci yoğun ve stresli bir süreçtir. Bir tasarımcının üç ayda bir bu yoğunluğu yaşayacağını düşünürsek bu işin yorulmadan, yıpranmadan ve sürekli olarak yapılabilmesi için bir yöntemin gerekliliği ortaya çıkar.

Tüm insanların beyin anatomileri, düşünme şekilleri, olaylara verdiği tepkiler aşağı yukarı aynıdır. Bir taraftan diğer insanlar ile aşağı yukarı aynı yapıya sahip olan tasarımcının diğer taraftan insanların bulamadığı ürün fikirlerini sürekli ve devamlı olarak geliştirebilmesi için kendi düşünme biçimini yönlendirebildiği bir süreci takip etmesi gerekir.

İnsanın beyni, fikir üretme sürecinin tek sermayesi ve aracıdır. İnsanın bu aracı iyi tanıması ve onun suyuna gitmesi gerekir. İnsan zekası her ne kadar karmaşık olsa da bir o kadar ilkeldir. Tüm karmaşık problemlere benzer biçimde çözüm ürertir. Örneğin

    • Sorulara cevap verir, cevaplara soru sorar
    • Hiyerarşi oluşturur
    • Bağlantı kurar
    • Doğrulama yapar
    • Kendini çevreleyen bilgilere dayanarak fikir oluşturur
    • Sadece içerisinde bulunduğu problemlere çözüm üretir

İnsan zekası sadece çevresinden öğrenir. Öğrendiğini sorgular. Sorguladıklarına cevap verir. Her ürün fikrinin arkasında öğrenilmiş bir bilgi vardır. Örneğin seramik bir su testisi fikrinin arkasında “çamurun pişirilince sertleşip suya dayanıklı hale geleceği” bilgisi vardır. Suyu saklamaya olan ihtiyaç, bu bilgiye sahip olmadan bir ürün fikrine dönüşemez. Sertleşen çamurun seramik testisine dönüşümünü insana öğretemeyiz. Zaten buna gerek de yok çünkü insan, iç güdüsel olarak bunu kendiliğinden yapacaktır. Bu dönüşüm için bizim yapabileceğimiz tek şey fikre temel oluşturabilecek bilginin içerisinde bulunmaktır. Özetlersek, bir fikrin temelini oluşturabilecek tüm bilgiler o fikrin esin kaynağı olabilirler.

İnsan kendi içerisinde bulunduğu problemlere çözüm üretir. Oysa tasarımcı içerisinde bulunmadığı problemlere çözüm bulan kişidir. Tasarımcının birebir karşılaşmadığı problemlere çözüm getirebilmesi için o problemleri kağıt üzerinde oluşturabilmelidir ki kendini sanal olarak içerisine düştüğü problem ve ihtiyaçlara çözüm arayışına itebilsin.

Bu yazı, bu ana fikirden yola çıkarak tasarımcıya tasarım fikrini oluşturabilmesi için ihtiyacı olan bilgileri toparlayıp her bilgiden bir tasarım fikri üreterek bu bilgiyi doğrulaması üzerine pratik, uygulanabilir bir yöntem önermektedir.

Birazdan bahsedeceğim yöntemde her bir bilgi bir fikrin esin kaynağı olabileceği gibi üretilecek her bir fikir de yepyeni bir bilginin esin kaynağı olabilir.

Başlığa “fikir haritası” dedim. Çünkü yazıda,  “mind mapping” (zihin haritası) tekniğini kullanacağım için buna kısaca “fikir haritası” dedim. Mind mapping, ana fikrin bir kağıdın ortasına yerleştirip bu ana fikirden dallar çıkartarak oluşturulan bir şema türüdür.

Bu tip şemaları oluşturmak için ücretli ve ücretsiz programlar var. Bu programlara google yaparak erişmeniz mümkün. Ben aşağıdaki şemaları oluşturmak için xmind programını kullandım.

Önce üretilip satılan yenilikçi ürünlere bakalım. Tümden varım ile bu ürün fikrinin nasıl ortaya konmuş olabileceğinin alternatiflerini ortaya koyalım. Daha sonra benzer temel bilgilerden tüme varım ile yeni ürün fikirleri ortaya çıkaralım.

ÖRNEK 1   Silikon kek kalıpları

Silikon kek kalıpları, kekin pişirilmesi için kullanılan kalıplardır. Tüm fırınlarda ortalama en yüksek sıcaklık 250°C dir. Silikonun ortalama erime sıcaklığı da 357°C dir. Bu sebeple bu kadar esnek bir malzeme şaşırtıcı bir biçimde fırının içerisinde erimeden kullanılabilir. Silikonun kek kalıplarının teflon kalıplara göre birkaç avantajı vardır. Silikon, metal kadar ısıyı iyi iletmez bu sebeple kekin silikona değen kısmı, diğer kısımlardan daha fazla pişip yanmaz, kekin her yeri eşit miktarda ve aynı zamanda pişer. Silikon, diğer plastiklerin aksine kendi yüzeyine dokunan malzemelere yapışmaz. Pişen kekin kalıptan çıkması teflon kalıplara göre bile daha kolaydır. Silikon hijyenik bir üründür. İçerisinde insana zararlı toksikler yoktur.

Bu özellikler göz önüne alındığında, silikondan kek kalıbı ürün fikri arkasında “silikonun yüksek erime noktası” bilgisi vardır.

Bir tasarımcıya iki farklı proje tanımı verelim ve bu tanımdan çıkabilecek ürünlere bir bakalım.

  1. Kekin pişirilmesi ve şekil verilmesi için bir kalıbın tasarlanması
  2. Silikon malzemeden yeni ürünler üretilmesi.

Kekin pişirilmesi ve şekil verilmesi için bir kalıbın tasarlanması

Malzeme özellikleri göz önünde tutarak silikondan yeni bir ürünün tasarlanması

(Resmi, üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz)

Ortaya çıkan ürünlere baktığımızda silikon kek kalıbı fikrinin iki ayrı proje tanımından da çıkabilme ihtimali vardır. Birinci tanım sanki en temel tanımmış gibi görünüyor (Kekin pişirilmesi ve şekil verilmesi için bir kalıbın tasarlanması). Ama düşündüğümüzde silikonu iyi tanımayan birinin bu tanımdan yola çıkarak silikon kek kalıbını tasarlayabilmesi zor bir olasılıktır. Plastik kelimesinin adının geçtiği ilk saniyede bile tasarımcılar, ben dahil, “plastikten kek kalıbı mı olur?” deyip fikirden geri dönerdi. Bu fikrin çıkış noktasının proje tanımı değil, malzeme bilgisi olduğu olasılığı yüksektir. Malzeme ve bileşen (komponent) bilgileri bir tasarım fikrinin esin kaynağı olabilir.

ÖRNEK 2   Philips Mylight

Mylight, Philips’in ürettiği bir okuma lambasıdır. Akrilik bir plakanın bir kenarından yansıtılan ışık, plakanın içerisinde ilerleyerek sayfanın üzerine düşer, yazıların okunmasını sağlar. Ürün, bir plaka şeklinde olduğu için aynı zamanda bir kitap ayıracı görevi görür, katlanıp saklanma ihtiyacı ortadan kalkar. Işık sadece yazıların üzerine düştüğü için enerjiyi verimli şekilde kullanılmış olur. Işık, kitabın üzerinden tek bir noktadan gönderilmediği için konumu okumayı engellemez.

Bu özellikler göz önüne alındığında, Philips mylight’ın ortaya konmasının arkasında “akrilik plakanın içerisine gönderilen ışığın, plak yüzeyini aydınlattığı bilgisi” vardır. Bu bilgi olmadan “Bir okuma lambası tasarlanması” proje tanımının yukarıdaki ürünü ortaya çıkartması zordur.

Bir tasarımcının tüm bilgileri bilmesi beklenemez. Çünkü hayatta “farkında olduğumuz her şey” aslında bir bilgidir. Peki bu sonsuzlukta fikrin alt yapısını nasıl oluşturabiliriz? Farkında olduğumuz bilgileri bir ağacın dalları içerisine yerleştirmeye dallardaki eksiklikler daha kolay göze çarpar. Ve eksiliğini fark ettiğimiz her dal bize bir araştırma konusu olarak geri döner.

Proje için gerekli en temel bilgi o projenin tanımıdır. Eğer projenin tanımını iyi açabilirsek, ürün fikri için birçok girdi elde edebiliriz. Örneğin “Sony için bir tüketici elektroniği tasarımı” tanımını ele alalım. Bu tanımı ikiye bölebiliriz. “Sony” ve “tüketici elektroniği”.

Sony markasını ve tüketici elektroniğini biraz daha açalım. “Tüketici elektroniği” tanımının neleri kapsadığını netleştirelim.

Şu andan sonra izleyeceğimiz süreç bir soru-cevap sürecidir. Eğlenme kelimesi üzerine sorular sorup nelerin bizi eğlendirdiği sonucuna oluşturduğunu belirleyebilmemiz gerekir. Bunun aynısını “iletişim” ve “planlama” için de yapmamız gerekiyor.

Başta söylemiştik, bir fikrin temelini oluşturabilecek tüm bilgiler o fikrin esin kaynağı olabilirler. Tüm elektronik aletlerinin temelinde yazılım ve donanım bilgisi vardır.

Yalnız burada kritik bir nokta var. Bizim için önemli olan elektroniğin kullanıcı ile doğrudan ilişkili olduğu alanlar. Yani bir hesap makinesinden bahsediyorsak hesap makinesinin tasarımı ilgilendiren kısmı kullanıcının numarayı girdiği donanım ve cihazın hesabın sonucunu kullanıcıya verdiği donanımdır. Onun dışında hesap makinasının cihazın içerisinde ne yaptığı tasarımcıyı doğrudan ilgilendirmez.

Ben bunları girdi, çıktı ve veri iletimi olarak ayırdım. Yani bir kullanıcının bir elektronik cihaza isteğini kaç farklı şekilde anlatabileceğini ve aynı şekilde bir elektronik cihazın bir kullanıcıya mesajını kullanıcıya kaç farklı şekilde verebileceğini diğer taraftan iki elektronik cihazın birbirleri ile ne şekilde konuşabileceklerini araştırmamız ve tabloya yerleştirmemiz gerekiyor.

Elektronik teknolojileri dışında malzeme ve üretim teknolojilerini tablo içerisine ekleyelim.

>  Tablonun son hali için tıklayın <

Şimdi yapmamız gereken, bu ağaç içerisinde elde ettiğimiz tüm bilgilerden teker teker ürün fikirleri üretmeye çalışmak. Bazen bir bilgiden bir ürün fikri üretmek mümkün olabilir, bazen de iki ya da daha fazla bilginin çaprazlamasından  da fikirler üretilebilir. Üretilen fikirleri tablonun sağında listeleyelim.

> Ürün fikirlerinin de listelendiği tablonun son hali <

Üretilen her fikir başarılı olmayabilir. Bu sebeple bu süreç olabildiğince tekrarlayıp fikirler arasından en tutarlı olanı seçmek gerekir.

İnsan aklı aslında yukarıda anlattığım süreçteki gibi çalışıyor. Ben yepyeni bir düşünme biçimi önermiyorum. Yaptığımız şey insanın düşündüğü her şeyi kağıda dökerek kendine ve problemin bütününe dışarıdan bakmasını sağlamak.

Sürecin kendisine fikir haritası demiştim. Aslında “harita” süreç için çok iyi bir benzetme çünkü harita, bulunduğumuz noktanın bütünün neresine karşılık geldiği ile ilgili bize bilgi verir. Harita bize hem nerede bulunduğumuzu gösterir hem de nerede bulunmadığımızı gösterir. Bulunmadığımız her yer bizim için keşfedilmesi gereken bir noktadır. Bu süreç de aslında bizim içerisinde bulunduğumuz problemlerden uzaklaştırıp fark etmediğimiz noktaları görebilmemizi sağlıyor.